KINGSMAN: THE GOLDEN CIRCLE [F.İ.]- ''VIVA LAS VEGAN!'' (SPOILER'LI)

Genelde spoiler'lı incelemeleri spoiler'sızdan hemen sonra yayınlamaya çalışırım. Ancak filme ikinci bir inceleme girmeden önce hakkındaki düşüncelerimi netleştirmek istedim. İlk metinde ve aynı zamanda başlıkta da dediğim gibi bu inceleme eninden boyuna spoiler içermektedir. Eğer filmi daha izleyebilme fırsatına erişememiş ve sinemadan yeni çıkıp ilk izlenimlerini yazan birinin fikirlerini merak ediyorsanız sizi şuraya alalım. 

Öncelikle belirteyim, bu normal inceleme yazılarına benzemeyecek. Aman ''savaş sahneleri mükemmeldi'' gibi cümleler kurmak gibi bir niyetim yok. Bu yazıyı okuyorsanız filmi izlemiş olduğunuzu varsayıyorum ve bu yüzden de filmi genel hatlarıyla incelemekten ziyade aklıma takılan bazı detaylardan bahsetmek istiyorum. Kingsman'ı dünya çapındaki popüleritesine ulaştıran stilize aksiyon sekansları ve komediyle harmanlanmış sert konusu olabilir, ancak Kingsman'ı Kingsman yapan asıl öğe bu değildir. Kingsman ilk filminde klişeleri yıkan ve beklenmeyeni size sunan bir aksiyon filmiydi. Konusuyla tipik süper kahraman filmlerinden bir farkı olmasa da bazı nokta atışı sahneler, Kingsman'ın farkını ortaya koyuyordu. Valentine'ın orada Harry'i öldüreceğini(Eh, pek başarılı olduğu söylenemez tabi) veya Arthur'un en başından beri diğer tarafta yer aldığını hanginiz tahmin edebildi? Valentine'ın da dediği gibi, bunun sıradan bir ajan filmi olmadığını anlamıştık biz de. Ancak önceki filmde taktir ettiğimiz bu cesur hamle, bu filmde yalanarak karşımıza çıkıyor. Secret Service'in ilk yarısında ölen Harry, bu filmin ikinci yarısında geri dönüyor. Sırf karakterin ve aktörün popüleritesi sebebi ile böyle bir yola gidilmesi açıkcası beni biraz üzdü. Karakterin geri dönüşü güzel anlatılmıştı, en azından akıllarda bir soru işareti kalmadı. Ancak karakterin geri dönüşün ardından kullanılış şeklini hatırladıkça hala sinirleniyorum. Colin Firth gibi paçalarından kalite s*çan bir oyuncu ve Harry gibi karizmatik bir karakter ancak bu kadar mal ve bunak yansıtılabilirdi. Final dövüşünde kementten kurtulduktan sonra dedim, ''Hah, bizim Harry geri döndü sonunda!'', ama nafile. Karakter iki saniye sonra yine yerdeydi. Zaten geri kalan kısımda da ya robotik köpeklerden kaçıyordu, ya da ekibin başına dert açıyordu. Filmin karaktere kattığı belki de tek pozitif nokta, ilk filme karizmasına hayran kaldığımız o adamın aslında kendini ne kadar yalnız hissediyor oluşunu işleyişiydi. Yıllarca sevgi beslediği tek canlının canını kendi elleriyle almamış olduğunu bir hışımla savunması ve bunun hafızasını geri getirmek adına kullanılması çok zekice ve dokunaklı detaylardı.

Statesman ekibi genel olarak iyi bir izlenim bıraktı bende. Hatta ana kadroya görece daha minik bir rolle karşımıza çıkan Channing Tatum'ın kısa sürede gösterdiği performansı bile fena değildi. Eggsy'nin evlenmiş olması sebebiyle Kingsman'ı bırakması ve serinin Channing Tatum üzerinden devam etmesi pek imkansız bir olasılık değil. Kendisinin Kingsman takımı içerisinde jilet gibi gözüktüğünü söylemeden edemeyeceğim. Ancak ekibin bir üyesi vardı ki, kolayca evren dahilimdeki favori karakterim haline geldi: Whiskey. Pedro Pascal karakteri o kadar içten o kadar hevesli oynuyordu ki, hayran kalmamak elde değil. Ha, kement ile yaptığı şovlara girişmiyorum bile. Bir Kilise Sahnesi olmasalar da Whiskey'nin yer aldığı her aksiyon sahnesinde ayrı bir tat vardı resmen. 

Bu sefer kötü karakterimizin planı öncekine göre daha sıradan dursa da, günümüz ilaç firmalarına yapılan göndermeler şahaneydi. Aynı zamanda ne kadar söylerken dilim varmasa da, Samuel L. Jackson'un Valentine performansı Julianne Moore'un Poppy canlandırmasının yanında bir hiç gibi. Moore karakterinin psikopatlığını fevkalade yansıtmış. Ölüm döşeğindeyken Harry'e inceden yazması da tatlı bir detaydı. 

Yazımı bitirmeden önce son olarak filmin en büyük günahlarından birine değinmek istiyorum: Ana karakterlerin ölümleri. İlk filmde bizi şok eden onca ölüm yer alırken, açıkcası bu sefer beni etkileyen bir ölüm sahnesi yoktu filmde. Bana kalırsa Roxy'nin de, Merlin'in de ölüm sahnelerinin altı boştu ve gereksizdi. Özellikle Roxy'nin ölümü o kadar ''Şunu da aradan çıkartalım'' gibi olmuş ki, ne siz sorun ne de ben söyleyeyim. Aklımdaki son detayları da verdiğime göre yavaştan bu yazının da sonunu getireyim. Kingsman: The Golden Circle güzel, eğlenceli ve stilistik bir film. Ancak olması gerektiğinden çok kötü ve bazı minik yanlış hamleleri filmin tüm gidişatını etkilemiş. 

Hiç yorum yok: